İstismara Uğramış Çocuğa Okul Ortamında Rehber Öğretmenin Yaklaşımı Nasıl Olmalıdır

Ağustos 17, 2020 - Okuma süresi: 5 dakika

Önceki yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı gibi okul dışında gerçekleşen istismar olgularının etkisi okula taşındığı gibi okul içinde de istismar olgularına rastlamak mümkündür. Bu önemli olan öyküye göre, istismarın, istismar türlerinden hangisine girdiğini ortaya koymaktır. Bunu yaparken de tanılayıcı bilgilerden hareket edilmesi gerekmektedir. Rehber öğretmenin öncelikle yapması gereken kendisine gelen istismar olgusunun öyküsünü almaktır. Bu durumda,rehber öğretmen(lerin) daha önce belirtilen istismarlarla ilgili nedenlerden birkaçını bir arada gözlemeleri durumunda, o çocuğun istismar davranışına maruz kalmış olabileceği şüphesi üzerinde durmaları ve harekete geçmeleri gerekmektedir.

İhmal ya da istismara uğramış çocuk görüşmeye korku, kaygı, suçluluk gibi olumsuz duygularla gelebilir.Rehber öğretmen ilk görüşmede çocuğa saygı duyduğunu, onu olduğu gibi kabul ettiğini göstererek bir güven ortamı yaratmalıdır.

Sabırlı bir şekilde, empatik tepkiler vererek ve aktif dinleme yaparak onu anladığını çocuğa gösterir.Çocuğun kendini suçlu hissetmesine engel olacak ve özgüvenini artıracak tepkiler verir.Süreçte sosyal yaşama uyumunu ve akademik başarısını artırmak ve bu zorlu yaşam olayı ile başetmesini sağlayacak beceriler (öfke kontrolü, çatışma çözme, hayır diyebilme, iletişim becerileri vb.) geliştirmesine yardımcı olur.

İstismarın duygusal istismar çerçevesinde ele alınabilmesi için öykünün daha önce dile getirilen duygusal istismar göstergeleri bağlamında değerlendirilmesi gerekir. Ancak, duygusal istismar diğer istismar türlerinden bağımsız olarak ele alındığında, bu istismara ilişkin ortaya konan göstergelerin nereden kaynakladığını belirlenmesi gerekmektedir. Bu da çocuk, öğretmen ve aile ile yapılan görüşmeler doğrultusunda mümkün olacaktır. Sorunun aileden kaynaklanması durumunda ailenin yapısı ve çocukla olan ilişkiler gözden geçirilmeli, aileye, etkili ana-baba tutumları, etkili ödül ve ceza davranışları, aile içi sağlıklı iletişim, çocukların gelişim dönemleri ve özellikleri vb.konularda rehberlik yapılmalıdır.

Duygusal istismarın öğretmenden kaynaklanması durumunda ise öğretmene yönelik olarak öfke kontrolü, öğrencilerin gelişim dönemleri ve özellikleri, iletişim becerileri, etkili sınıf yönetimi vb.konularda çalışmalar yapılabilir. Evde ya da okulda nerede olursa olsun bir istismar söz konusu olduğunda çocuğa hayır deme becerisi, kendini ifade edebilme becerisi ve zorlayıcı yaşam olaylarıyla başetme becerisi kazandırılmalı, öz saygısını güçlendirici çalışmalar yapılmalıdır. Eğer rehber öğretmen çocuk ve aileye yapılması gereken psikolojik yardım sürecinin kendi mesleki sınırlılıklarını aştığını düşünürse, uygun bir sağlık kuruluşuna yönlendirme yapılmalıdır. Her iki durumda da çocuk izlemeye alınmalı, belli aralıklarla görüşmeler yapılmalıdır. İstismar türünün ihmal olması durumunda ise, rehber öğretmenin görüşme sırasında öğrenciden alınan öykünün, ihmalin göstergeleri olan süreklilik ve SEDle karşılaştırılması yerinde olacaktır.

Burada rehber öğretmen, öğrencinin 1.-5. sınıf öğrencisi olması durumunda sınıf öğretmeni,6.-7.sınıf öğrencisi olması durumunda da şube rehber öğretmeniyle işbirliğinde bulunmalıdır. Örneğin,çocuğun bakımsız olması, hava koşullarına göre giyinmemesi, yaşına uygun bir gelişim düzeyinde olmaması, çocukta öğrenme konusunda güçlüklerin olması durumunda ihmal üzerinde durulabilir.

Böyle bir durumda, öğretmen ve aileyle görüşülerek bu ihmalin nedenleri ortaya konulmaya çalışılmalıdır.İhmalin, ailenin ekonomik durumundan kaynaklanması durumunda aile belediye,kaymakamlık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu gibi kurumlara yönlendirilir.

Rehberlik servisine gelen istismar olgusunun, fiziksel istismar olması durumunda rehber öğretmenin çocukta gözlenen kırılma veya yaralanmanın gerçek ve kaza ile olup olmadığına dikkat etmesi gerekir. Aile ve çocukla görüşülerek yaralanmaya sebep olan kazanın nasıl oluştuğu konusunda bilgi alınır, elde edilen bilgilerdeki tutarlı-tutarsız yönler ve ailenin işbirliğine yatkınlığı değerlendirilir. Ayrıca öğrenci en yakın sağlık kuruluşuna yönlendirilir ve doktordan bilgi alınır. Fiziksel istismar öğretmen tarafından gerçekleştirildiyse durum derhal okul yönetimine bildirilmelidir. Bununla birlikte, söz konusu istismar aileden kaynaklanıyorsa, sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumuna bildirilmesi yerinde olacaktır.

Rehber öğretmen karşı karşıya kaldığı istismar olgusunun cinsel istismar olması durumunda, daha önce vurgulandığı üzere, istismar türleri içinde baş edilmesi ve kabul edilmesi en güç olanı, cinsel istismardır. Bir de buna rehber öğretmenin deneyimsizliği eklendiğinde, bu istismar türüyle baş etmek daha da güçleşmektedir. Burada üzerinde durulan istismar türüyle nasıl baş edilmesi gerektiğini birkaç yaşanılmış örnek olaydan yola çıkarak ortaya koymak daha doğru olacaktır.


İstismara Uğramış Çocuğa Rehber Öğretmen Nasıl Yaklaşmalı

Ağustos 17, 2020 - Okuma süresi: 3 dakika

Eğitim, en genel tanımıyla bireyde davranış değiştirme süreci olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte, eğitimin dolaylı bir girişim olması, okul denilen özel bir fiziki çevrenin yaratılmasını gerektirmiştir. Okul ortamı oluşturulurken; gerçek çevrede olmayıp istenen ya da olup da istenmeyen kavram ve süreçlerin, bu özel çevrede yer alıp almamasına dikkat çekilmiştir. Bu özel çevrenin görevi gerçek çevreyi, çocuğa kolaylaştırarak, temizleyerek öğretmektir.

Burada üzerinde durulan kolaylaştırma, temizleme ve dengeleştirme eylemleri, okulu çevreden tamamıyla ayırmak anlamında yorumlanmamalıdır. Çünkü, bir okulun çevresini, onu etkileyen varlıkların, olay ve olguların, değerlerin ve düşüncelerin oluşturduğu göz önünde bulundurulursa, okulu çevreden ayırmak ya da soyutlamak teoride mümkün olsa da uygulamada mümkün değildir.Ancak çevrenin kötü etkilerini okulun iyi etkileriyle karşılayabilmek okulun en temel görevleri arasında yer almaktadır. Öte yandan, okulun çevresini yakın çevre ve uzak çevre olmak üzere ikiye ayırmak da mümkündür. Bunlardan ilki aile ve öğrenci velilerinden oluşurken, ikincisi siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel yapılardan oluşmaktadır.

Okulun, çocuğun yaşamında ailesinden sonra gelen en önemli yer olması,çocuğun yaşantısının uzak çevreden çok, yakın çevrenin etkisi altında olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, yakın çevrenin iyi ya da kötü etkilerini uzak çevreye kıyasla daha kısa sürede okulda görmek mümkün olmaktadır. Bunlardan bir bölümü istismarla ilgilidir ve gerçekleşen istismar olgularının ya da olaylarının kötü izlerinin okula taşınması kaçınılmazdır. Bu durumda okulun yerine getirmesi gereken birtakım görevleri bulunmaktadır.

İstismar olgularında okul tarafından ortaya konulması gerekenleri tanımlama, değerlendirme ve yönlendirme olarak üç grupta toplamaktadırlar.Yerine getirilmesi beklenen bu görevler okul yöneticileri, öğretmenler ve rehber öğretmenler çerçevesinde ele alınmaktadır. Tüm gün çocuklarla birlikte olan, onların özelliklerini iyi tanıyan eğitimciler, çocuklarda meydana gelebilecek davranış değişikliklerini fark edebilme tanıma ve tanımlama şansına sahiptirler. Okul yönetiminde rol oynayan bu kişilerin her birinin uzmanlık rolleri birbirinden farklı olmasına karşın, çocukların özelliklerini tanıyabilmelerinin yanı sıra değerlendirme, yönlendirme ve sosyal destek konularında eğitim almış olmalarıdır.

Okul yöneticileri, okulda eğitimsel amaçların gerçekleştirilmesi için gerekli insan ve madde kaynaklarının bir araya getirilmesi ve eş güdülemesi sürecine yönelik rolleri sergilerken; öğretmenler daha çok sınıf içi eğitim-öğretim etkinlikleri üzerinde; rehber öğretmenler ise doğrudan öğrencinin kendisini tanımasına,kendini gerçekleştirmesine,içinde bulunduğu yakın ve uzak çevre ile uyum sağlayacak sağlıklı bir kişilik yapısı kazanmasına yönelik çalışmalarda bulunmaktadırlar. Dolayısıyla, istismar olgularında tanıma, değerlendirme ve yönlendirme konusunda okul ortamında görev alan kişilerden beklenen roller,okul yöneticilerinden öğretmenlere,öğretmenlerden de rehber öğretmenlere doğru gittikçe daha belirgin bir biçimde ortaya çıkmaktadır.

İstismara uğramış çocuklara okulda ortaya konacak yaklaşımda öğretmenin rolü ne olmalıdır?

Rehber öğretmenin bu konudaki rolünü ortaya koymadan önce çocuk istismarı kavramı ve istismar türleri üzerinde durmak, istismarın okul ortamında nasıl ve hangi biçimde ortaya çıktığını belirlemek yararlı olacaktır.


Eğitici-öğrenci ilişkisi her zaman tacizdir

Ağustos 17, 2020 - Okuma süresi: 3 dakika

Sezgin, eğitici-öğrenci ilişkisinin bir güç ilişkisi olduğunu hatırlatırken, eğiticilerin büyük bir sorumlulukları olduğunu hatırlatıyor:

“Öğrencinin dersten bırakılacağından korkması bir baskıdır ama zaman zaman insanlar eğiticilerine hayranlık da duyabilir. Burada güç sahibi konumunda olan eğiticinin bu hayranlıktan ve ilişkiden kaçınması gerekir. Yani öğrenci ilgi duysa bile bu bir güç ilişkisinden doğduğu için taciz ve kötüye kullanma söz konusudur.”

"Tacizi ifşa eden öğretmene de mobbing uygulanıyor"

Eğiticilerin karşılaştığı bir diğer sorun da öğrencilerini koruduklarında ve tacizi ifşa ettiklerinde kendilerine yönelen mobbing ve yalnızlaştırma. Sezgin, olayın üstünü örtmeyen ve ifşa edenleri “cesur öğretmenler” olarak tanımlıyor.

“Rehber ve danışman öğretmenlerle bunu sık sık konuşuyoruz, gidip yöneticisine ihbar ettiğinde rehber öğretmene mobbing uygulanıyor, işten çıkarılanları biliyoruz sadece bu durumu açığa çıkarttığı için.

“Bu olmadığında ise Milli Eğitim bakanlığı taciz uygulayan eğiticiyi o okuldan alıp başka okula gönderiyor. Böylece ne oluyor? Çocuklara cinsel taciz uygulayan kişiler bu sefer diğer okuldaki öğrencileri tacize başlıyor.”

Öğretmenler nasıl yaklaşmalı?

Peki öğrencisi cinsel şiddete maruz kaldığında bir öğretmenin yapması gerekenler neler? Ufuk Sezgin anlatıyor:

* Öncelikle öğretmenlerin çocuğa inanmaları gerekiyor. Mağdur için en onarıcı duygu “Bana inanıldı ve bunu yapan kişi cezasını alacak” duygusudur.  

* Eğer eğitici yaşananı mağdurun arkadaşından duyduysa, mağduru rahatsız etmeden ona yaklaşarak bir şeye ihtiyacı olup olmadığını öğrenebilir.

* Eğiticiler unutmamalı ki, böyle bire olay görmezden gelinemez. Bu cinsel saldırılar o anda sonlanmış olsa bile kişinin üzerinde çok uzun yıllar etkiler bırakabilecek durumlardır.

* Bu durumun açığa çıkması için yapılacakların iyi planlanması gerekiyor. Normal koşullarda yönetime bildirmesi lazım. Eğer çocuğun ailesi buna müsaitse, onların desteğini alarak bu durumun açığa çıkmasını, yasal olarak başvuruda bulunulmasını sağlayabilir.  

* Eğer aile buna müsait değilse, yani çocuk eve döndüğünde zarar görecekse, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı aranır. Çocuk korumaya alınır ve olay öyle açıklığa kavuştururlur.

* Bu süreç, tek başına üstlenilebilecek bir durum değil. Eğiticiler, kendilerine destek olabilecek diğer öğretmenleri bulamadıklarında bu konuda çalışan kurumlarla iletişime geçip destek isteyebilirler.

* Öğrenciyi güvenlik içinde tutmak, saldırgan öğretmenin hışmına uğramamasını sağlamak gerekir. Bir öğretmen, hem kendisinin hem de mağdurun etrafındaki sistemi güçlendirirse daha iyi bir sonuç alır. (ÇT)

Çiçek Tahaoğlu


Okulda Cinsel Saldırı Yaşandığında Ne Yapılmalı?

Ağustos 17, 2020 - Okuma süresi: 3 dakika

Prof. Dr. Ufuk Sezgin, "Tecavüzlerde cinsel istekten çok, bir güç ilişkisinden bahsederiz" diyor, bir tecavüz mağduru için en onarıcı şeyin "Bana inanıldı ve bunu yapan kişi cezasını alacak” duygusu olduğunu anlatıyor. 

“Türkiye’de ve dünyada araştırmalara baktığımızda, bu erkekler her meslekten olduğu gibi eğitici de olabiliyor. Tecavüzlerde cinsel istekten çok, bir güç ilişkisinden bahsederiz. Eğitici-öğrenci ilişkisi de tamamen bir güç ilişkisidir.”

Bu sözler İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan psikolog Prof. Dr. Ufuk Sezgin’e ait.

bianet’in erkek şiddeti çetelesine göre, 2015’te taciz ve cinsel istismar faillerinin yüzde 11’i mağdurların eğitmenleriydi. 2014’te ise taciz ve cinsel istismar vakalarının yüzde 13’ü okullarda ve dershanelerde gerçekleşmişti.

Ufuk Sezgin ile Kayseri’de lise öğrencisi genç bir kadının öğretmeni tarafından tecavüze uğradıktan sonra intihar etmesinin üzerine, cinsel saldırı mağdurlarına nasıl destek sunulması gerektiği ve eğiticilerin bu tür durumlarda nasıl davranması gerektiği üzerine konuştuk.

Cinsel saldırı olaylarının nadiren yargıya bildirildiğini hatırlatan Sezgin, “Hele Türkiye’de herkesin mağdura adeta suçluluk yüklediği bir yere baktığımızda bunun bildirilme oranı çok daha düşük” diyor.

“Okullarda böyle olaylar yaşandığında genellikle ‘Kimse duymasın, okulumuzun adı lekelenmesin’ diyerek, mağdura destek olması gerekenler olayların üzerini kapatabiliyor. Tabii ki böyle davranmayanları tenzih ederek söylüyorum, az sayıda da olsa öğrencilerine sahip çıkan okul yöneticileri var.

“Böyle bir durumda en önemlisi psiko-sosyal destektir. Kişi ancak bu destekle kendini iyi hisseder. Belki de onarıma gidecek bir sonuca ulaşabilecekken, sosyal destek grupları bu durumu ele alamazlarsa mağdur daha fazla çaresizlik, korku, suçluluk ve utanca maruz kalacaktır.

“Kayseri’deki olayda okul suç duyurusunda bulunsa da, alışık olduğumuz yöntemlerden birini uygulamış. Bu alışık olduğumuz tavır da üstünü örtme, mağdura yeterince destek vermeme şeklinde.

“Burada suçlanacak kişi saldırıyı gerçekleştiren eğiticinin kendisidir.  Bir diğer gerçek de şu: mağdur o kadar köşeye sıkışmış ki, kendini öldürmüş. Eğer okul bu vakayı düzgün ele almış olsaydı, olay öğrenildiğinde öğrenciye gerekli sosyal ve psikolojik destek sağlıklı bir şekilde sağlansaydı sonuç farklı olurdu. Eğer aile baskı yaptıysa sorumlu ailedir; baskı yaptığı için sorumlu toplumdur.

“Eğer mağdura etrafında yeterince destek sunan, onu güçlü tutan bir ekip yoksa mağdurun tüm bunlardan kurtulmak için hayatına son vermesi maalesef karşılaştığımız bir durum.”


Hakkımızda

Tacizvar.org sitesi sizlerin başınıza gelen tacizlere bir çözüm üretmek, süreç boyunca yanınızda destek olmak ve bu konuda başkalarının başına da benzer şeyler gelmesine engel olmak için oluşturulmuştur. Size rehberlik amacında kurulan bu sitede paylaşımlarınızı ispatlanabilecek şekilde ve kişilerin haklarını dikkate alarak yazmanızı, süreç sonrasında da tecrübelerinizi paylaşmaya önem vermelisiniz.