Bir Taciz Hikayesi: Sizin İçinizi Biliyorum ve Asla Güvenmiyorum

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: 6 dakika

Cinsel taciz hikayeleri çoğunlukla insanı şüphelendirecek boşluklarla doludur, hele de mağdur çocuksa. Dylan Farrow’un hikayesini tam olarak bilmiyorum. Ama kendiminkini biliyorum. 

Gayet hoş geçen bir günün sonunda ne var ne yok diye bakınırken okudum Dylan Farrow’un mektubunu.

Mektupta Mia Farrow - Woody Allen çiftinin evlatlık çocuğu olan Dylan, 20 yıldan fazla bir süre önce, 7 yaşındayken Allen’ın kendisine yönelik tacizini ve sonrasında Allen’ın hala ödüllendirilmesinin onda yarattığı hisleri anlatıyor. Bununla kalmadım, Dylan’ın annesi tarafından kandırıldığını yazıp, Mia Farrow’un ne kadar kirli çamaşırı varsa ortaya döken bir Allen savunması okudum. Zamanında elinde delil olduğunu, ama çocuğun daha fazla travmatize olmaması için dava açmamayı seçtiğini söyleyen savcının beyanatını okudum. Konu ile ilgili atılan tweet’leri, bunun aile içi bir mesele olduğunu söyleyen haber yorumlarını okudum da okudum. Cinsel taciz hikayeleri çoğunlukla insanı şüphelendirecek boşluklarla doludur, hele de mağdur çocuksa. Bize hep çok yaygınmış gibi sunulan, aslında istisna olan, yalan öyküler de vardır elbette. Yine de mektupta tacizin anlatılış şekli üzerinden az çok bir yargım oluştu sanki.

Çünkü Dylan Farrow’un hikayesini tam olarak bilmiyorum. Ama kendiminkini biliyorum.

Çocukluğum kendi öz annem ve babamın yanısıra kendi evliliklerinden çocukları olmayan halam ve eniştemin dahil olduğu dört ebeveynli, iki evli bir ailede geçti. Dürüst olmak gerekirse kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir anne, kusurlarına rağmen sevgi dolu bir baba, hayran olduğum bir hala ve gerektiğinde bir babayı çok da aratmayan bir enişteyle mutlu bir çocukluktu. Taa ki ergenliğin kıyısına ulaştığım yaşa kadar.

Eniştem matematik öğretmeniydi, ben de orta ikiye geçtiğim zaman matematikte zorlanıyordum. Gerçi sürekli halam ve eniştemin evlerine gidip geliyor, onlarda kalıyordum. Ama o sene annem matematik çalışayım diye ara tatilde özellikle gönderdi. Biz de yarısı matematik, yarısı tatil etkinlikleri ile dolu günlerimize başladık. Biz çalıştığımız saatlerde halam rahatsız etmemek için özellikle dışarıda bir yerlere gidiyordu. Bir süre sonra işler garipleşmeye başladı. Eniştem önce sırtımı filan okşuyordu, sonra memelerimi okşamaya başladı. Rahatsız oluyordum, anlam veremiyordum. 

Tatil sona ermeye yakın iş elini külotumun içine sokmaya, en son gün de vajinamın içine parmağını sokmaya kadar vardı. Hala kendimi şanslı sayarım, o son gün halamın aniden erken geleceği tuttu, yetmedi benim için arkadaşlarımla yemek organize etmişti. Bir hayalet gibi bir arkadaşımın annesinin eşliğinde yakınlarda bir lokantaya götürüldüm. Lokantadaki aynada inik pantolon fermuarımı fark ettiğimi ve başıma neyin geldiğinin kafama dank ettiği o anı hatırlıyorum. Daha doğrusu hiç unutmuyorum. Şu gün hala üzerimde pantolon olduğu her zaman arada sürekli fermuarı kontrol ederim. Neyse, dönünce anneme beni gelip alması için telefon açtım, baktım anlamıyor çıngar çıkarttım. O da kızgınlıkla gelip aldı.

Başıma geleni anlamıştım, ama utanıyordum. Ne yapacağımı da bilmiyordum. İçime kapandım, her şeye öfkelenmeye başladım. Bir şeylerin ters gittiğini fark eden kardeşimin bakıcısı oldu. Ne derdim olduğunu sormaya başladı ve biraz zorlayınca döküldüm. Hemen annemi işten çağırdı, ona anlattık. Annem de bana dönüp şunu dedi: “Bunu babana anlatmayacaksın, baban katil olur.” Kimse babasının kendisi yüzünden katil olmasını istemez. Ben de anlatmadım. Ama annem dönüp, halama anlattı. Ondan da şu cevap geldi: “Sevmiştir, senin kızın uyduruyor, yanlış anlamıştır”.

Bu cevap sonrasında bu olay bir süre hiç konuşulmadı, hatta unutuldu, hatta o kadar unutuldu ki ara sıra bu iki insanın evine gidip kaldığımız oldu. Ne yapalım, babam kardeşini görmek istiyordu. Fakat bu sefer de, ergenliğin bitişine doğru gelmişken tam, bir gün bambaşka bir aile meselesinde annem kızgınlıkla babama bunu anlatıverdi. Ve ne mutlu ki babam katil olmadı! Rahatsız bile olmadı. Çünkü babam bana inanmadı! Hatta eniştemin tacizine uğramış başka birinin kendisini arayıp başına gelenleri anlatmasına rağmen inanmadı. Şokla bir süreliğine filan değil, bu olaydan on sene sonra son nefesini verirken bile inanmamıştı ve eniştemle dostluğunu o ana kadar sürdürmüştü. Bu süre zarfında da zamanında taptığım halam tarafından aileye iftiracı bir deli olarak lanse edilmiştim bile. Aslında iyi yaptı, böylece zamanında halamın ilk evliliğinden olan kızının ve bir kuzenimin daha aynı kişinin daha ağır tacizine uğramış olduklarını öğrendim. Biri kocası bunu öğrenirse boşanır diye korkusundan kimseye anlatmamamız için yeminler ettirdi, diğeri ise o olayı arkasında bırakmıştı bile.

Elbette bu olayın bir sürü daha acı verici detayı var. Bunu atlatmaya çalışan bir genç kız olarak kendime verdiğim türlü zararlar var. Tıpkı Dylan Farrow gibi ben de kendine fiziksel zarar verme, hatta özellikle erkeklerden zarar göreceğim tekinsiz durumların içine atlama -zira bunu hak ettiğimi düşünüyorum- gibi bir sürü kişisel felaketi aşama aşama yaşadım. Bu kadarını bile yazmak çok zor, daha da fazlasını yazmak anlamsız. Çünkü istediğim detaylar anlatıp, bana acımanızı sağlamak değil. Bu kadar yıl sonra başıma gelenin çok istisnai bir şey olmadığını biliyorum. Etraf benim gibi mağdurlarla dolu. Ama hala adalet istiyorum. Annemden, ölmüş olsa bile babamdan, daha geniş ailemden, sizden. Bir tür adalet istiyorum. Üstelik bana bunu yapan kişinin boğazına sarılmanız değil adalet olarak beklediğim, bunu yapacak fiziksel gücüm zaten var. Böyle meselelerde adalet en çok da benim -bizim- gibi mağdurların yanında olmanız. Şu veya bu şekilde.

Hakkımızda

Tacizvar.org sitesi sizlerin başınıza gelen tacizlere bir çözüm üretmek, süreç boyunca yanınızda destek olmak ve bu konuda başkalarının başına da benzer şeyler gelmesine engel olmak için oluşturulmuştur. Size rehberlik amacında kurulan bu sitede paylaşımlarınızı ispatlanabilecek şekilde ve kişilerin haklarını dikkate alarak yazmanızı, süreç sonrasında da tecrübelerinizi paylaşmaya önem vermelisiniz.