Yanlış anlama kardeşimsin..

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: 8 dakika

Kadın başına var kalmak…

İnsan anlattıkça hafifler denir. Gerçekten de mühimdir anlatmak, önce kendine bile olsa

Kadınların anlatacakları bitmez aslında, omuzda yılların yükü.

Kadın olduğumuz için başımıza gelenleri, bize yaşatılanları birbirimize anlatırsak daha güçlü hissedeceğimizi düşündüğüm için anlatmaya başladım ben...Çünkü bu hayatta kadın olarak var kalmak çok zor. Bu nedenle birbirimizi dinlememiz gerçekten çok önemli…

Gökçe'nin hikayesinde de olduğu gibi taciz edildiğimizde bununla tek başımıza mücadele etmemiz, kendimizi tacizden korumamız bile zor. Zorlaştırıyorlar.

Benim başıma gelen olayda da bunu fark ettim biraz. Kara kara düşündüm, düşünüyorum ve şimdi sizlerle paylaşıyorum…

Yeni taşındığım eve bir tamirci gelecekti. Elbette öyle yoldan geçen bir adam değildi. Bir kurumu aradım, onlar da birini göndereceklerini söylediler. Bir telefon verdiler. Öncelikle o kadar çok bekletildim ki telefonla eve gelecek adamı aradım. Sonunda geldi. İşimi yaptırdığım birine elbette kibar davranırdım. Geç kaldığı için bile pek söylenmedim. Biraz serzenişte bulundum. O da türlü mazaret uydurdu: trafik, zorlu arızalar vs.

Herif çok çenebazdı. Tabii hangi okulda okuduğum soruldu, mezun olduğumu söylemem üzerine şaşırıldı (çünkü daha küçük olduğumu sanmıştı), sonra nereli olduğum soruldu, annem babamın nerede olduğu vb. Buraya kadar çok sıkılmakla birlikte çok ters de davranmadım çünkü muhabbetşinas biri olmamama rağmen böyle sorularla bakkalda, çakkalda çok karşılaşırdım. Özellikle de “nerelisin ve öğrenci misin?” soruları adamların yüzüne hiç bakmasam bile karşıma çıkar bazen. Ancak bu sefer bunla kalmadı. Adam asla susmuyordu. Yalnız mıydım, evli miydim vb şeyleri merak ediyordu ve evlilik sorusuyla birlikte ben gerildim. Benim gerginliğim üzerine adam, “yanlış anlama kardeşimsin, ben de evliyim, üç çocuğum var” dedi; elindeki işi bırakıp çocuğunun resmini falan gösterdi. Ben de kendimi tuhaf hissettim, suçlandım adamın bu açıklamaları karşısında...Çok manasız bir durumdu.

Konuyu değiştirmek istedim çünkü artık çok sıkılmıştım. Bu arada tamiratla ilgili sorduğum sorulara üfürükten cevaplar veriyor, benim bilmeyişimle hafiften dalga geçiyordu sanki. Bu arada tekrar tekrar kardeşimsin yanlış anlama sakın, benim çoluğum çocuğum var diyordu. Bu esnada bombasını patlattı: "belki sana bizim arkadaşlardan bir kısmet buluruz diye sordum" dedi. Ben köpürdüm, adamın niyetine de derdine de içimden sövmeye başladım. Ama dışımdan yalnızca "Yok canım, daha neler" gibi zırvaladım. Adam hala, senin vardır nişanlın falan diyerek ağzımı arıyordu. Tabii ki asla var demedim çünkü bu meseleyi hayatımda biri var diyerek çözmek istemiyordum. Benim sözlerim adam için yeterli olmalıydı. Evet yalnız yaşayan bir kadındım ve onun için çok ilginç olabilir ama evlenmek gibi bir niyetim yoktu, ayrıca ona ne diye anlatacaktım. O kimdi, ona neydi?

Zaman geçtikçe adamın varlığı da beni tedirgin etmeye başladığından ona kızamıyor, bağırıp çağıramıyordum. İşi bitirsin ve gitsin diye yakarıyordum için için. Adam o gün gitti. Derin bir oh çektim, asabım çok bozulmuştu. Olayın tam üzerine arayan anneme anlatacaktım neredeyse ama bunu ailemle paylaşmam bana başka türden bir taciz ve baskı unsuru olarak geri dönerdi. “Kız başıma İstanbul’da olmama” zaten zor katlanıyorlardı.

Kendime çok kızmıştım. Ne diye korkmuştum ki, ne diye korkaklık edip herifi azarlamamıştım. Aslında sadece korku da değil tuhaf bir çaresizlikti içine düştüğüm durum. Kendimi çok suçladım ama unutayım gitsin dedim. Birkaç kişiye anlattım.

Günler sonra telefonuma bilmediğim bir numaradan mesaj geldi. Tanımadığım bir herif telefon numaramı tamirciden aldığını söylüyor ve görüşmek dileğiyle mesajını bitiriyordu. Saçma sapan bir mesajdı. Aslında tam olarak bir şey demiyordu. Öylesine çıldırdım ki mesajı ikinci kere yüksek sesle bağırmaya, sövmeye başladım. Ellerim titriyordu. Gerizekalı herif çalıştığı şirket vasıtasıyla aldığı telefonumu başka bir herife vermişti. Kendimi çok şapşal hissettim. Bende tamircinin numarası bile yoktu. Silinip gitmişti. Çaresiz bana mesaj atan salağı arayacaktım ki muhattabım o değildi aslında. Bir yandan da sinirden ağlıyordum.

Tam olarak anlayamadığı bu halimi ve bu sahneleri izlerken sevgilim, ben ararsam adamın tacize devam edebileceğini, canımın daha çok sıkılabileceğini söylüyordu. O nedenle o aramalıydı ve bunu sevgilisini koruyan adam tavrıyla yapmadığını, hatta beni anladığını, benim bu meseleyi kendi başıma halletme çabamı anladığını, haklı bulduğunu ama işin çok uzayacağını söylüyordu. Çünkü adam onun sesini duyarsa vazgeçerdi ama benim dediklerimi anlamayabilirdi. Haklıydı, adam benim naz yaptığımı bile düşünebilir ya da tacizi sürdürebilirdi. Kaldıracak halim yoktu. Erkek dünyasında ben mücadele edemiyordum.

Telefonu ona bıraktım. Konuşma çok kısa sürdü. Yavşak herif defalarca özür diledi, numarayı arkadaşından aldığını söyledi. Tabii aradan iki dakika geçmeden beni başka bir numara arıyordu. Tahmin ettim, bu tamirciydi. Sevgilim yine kendisi açmak istedi. Bu defa vermedim. O da ısrarcı olmadı. Ona benim iki çift lafım vardı. Ben söyleyecektim. Benim meselemdi.

Adam konuşmaya çabalarken ben aralıksız bağırdım. Hatırladığım kadarıyla “ona yalnız bir kadının” telefonunu nasıl böyle verebildiğini söyledim. Adam eve gelip durumu açıklayacağını söylüyordu. Biraz tırstım. Adam çok defa aradı. Baş edemedim. Bir defasında “mecburen” yine sevgilime verdim. Ona ısrarla benim neyim olduğunu soruyordu. Resmen arada bir erkeğin olması nedeniyle paçaları tutuşmuştu. Sevgilim tabii ki adama neyim olduğuna dair bir açıklama yaptı. Bağırış çağırışlarla gün bitti. Ben sinirimle kaldım.

Sevgilim ve başka birkaç dost “şikayet edelim” dediler. Ben evimi biliyor diye çekindim, korktum. Bir şey olamazdı tabii ama mahallede laf çıkarabilir diye düşündüm. Kapıya gelir, tatsızlık çıkar diye düşündüm. (Birkaç gün yolda birilerini ona benzetip panikledim hatta) Bu saçma sapan olayı unutmak istedim. Neden kızmadım, neden bağırmadım, acaba samimi mi davrandım, nasıl da şapşalım diye kendimi suçluyorum. Ben nerde yanlış yaptım dedim günlerce. Günlerce de sürdü bu. Aslında bugün yazarken bile biraz huzursuzlandım, belki de utandım. Yakınımda meseleyi bilenler ve sevgilim, kendimi suçlamanın yersiz olduğunu hatırlatmasalar durmayacaktım ki bunu hatırlatanlardan birinin erkek olması da ilginçtir. Kendimde hata aramam nasıl da bir içselleştirmenin sonucuydu. Neyse ki şanslıydım yanımda yöremde bana bunu gösterenler olmuştu. Ama ne kadar eziktim ki bunu kendim görememiştim. Bazen hala da göremiyorum.

Neyse bu meseleyi korktuğum ve artık yorulduğum için unutmaya bıraktım.

Kadın başına olmak, yalnız başına kadın olarak mücadele etmek zor.

Yalnız olmadığımı biliyorum aslında ama bunu daha fazla hissetmek istiyorum ama galiba. O günkü hıncım sıklıkla bir hüzne dönüyor. Bazen günün ayrıntıları içinde unutup gitsem de çoğu zaman kadınların başına gelenler içimi dağlıyor benim. Gözlerimi dolduruyor. Hazmedemiyorum hiç.

Bu nedenle yalnız olmadığımızı daha fazla hissetmek önemli. En büyük hayalimse böyle herifleri, kadınlardan oluşan, bütün kadınların dahil olabildiği birliklere dövdürmek. Bir gün dünya kadınların olacak biliyorum çünkü kadınlarla özgürleşen başka bir dünya mümkün.


Tecavüz eğilimleri olduğunu anlamış ve size baş vurarak yardım isteyen bir erkeğe nasıl yardım ediyorsunuz?

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: 2 dakika

Prof. Dr. Şahika Yüksel: Yapılanın bir sorumluluk, bir suç, uygunsuz davranış olduğunu kabul etmeden kişinin değiştirilmesi mümkün değil. Sadece yakalandığı için, "aslında istemeden oldu" demek, bir değişim getirmiyor. Gerçekten bu durumdan rahatsız olan ve yakalanmadan başvuran çok az kişi var. Ama Türkiye'de pek yapılmayan bir şey, cinsel istismara başvuran kişilerin, hapis cezası gibi yasal yaptırımların yanı sıra rehabilitasyon imkanlarından yararlanması. Bütün insanların tedavi olma ve rehabilitasyon hakları da vardır. Hastalık olan durumları bir tarafa bırakıyorum; cinsel istismar gibi kötü alışkanlıkların tedavi edilmesi için, cinsel suç işleyenlere yönelik çalışmalar var dünyada. Cezasını çekmekteyken rehabilitasyon programından geçen mahkumların yeniden benzer suçları işleme oranı, böyle bir program uygulanmayan mahkumlara kıyasla çok daha düşük. Bu rehabilitasyon programlarının, özellikle ergenlik yaşında bu tür davranışlar gösteren kişilerde işe yaradığı görülüyor.

Bu arada şu konuya da değinmek isterim; hadım etmekten söz ediliyor. Her suçun, bir kanuni karşılığı vardır ve bu hukuk yoluyla belirlenir. Bir cezanın doktor eliyle verilmesi diye bir şey söz konusu olamaz. İdam cezası da insani birşey değildir. Biz bugün biliyoruz ki, ABD'de idam cezasının uygulandığı eyaletlerde suç oranları daha düşük oranda değil. Bunlar caydırıcı önlemler olmuyor. Ben bunu belli mevkilerdeki kişilerin halkı sindirme, susturma girişimleri olarak görüyorum. Yankı uyandıran her tecavüz vakasından sonra bu tür söylemler oluyor. Biz öç almaktan söz etmiyoruz. Biz toplumun cinsel istismardan, tecavüzden arınmasını ve mümkün olduğu kadar cinsel istismarın azalmasını istiyoruz.


Tecavüzcünün yetiştirilme biçimi ilerki yaşlarında ne kadar etkili veya belirleyici oluyor?

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: ~1 dakika

Prof. Dr. Şahika Yüksel: Çocuklar egemen iktidar ilişkisine, egemen erkek değerlerine göre yetiştiriliyor. Erkeklere farklı bir yer verilmesi gerektiği öğretilen bir anne, kendi annesinin, babasına farklı davrandığı bir ortamdan geliyor. Kocasına daha farklı davranması, onun otoriter bir şekilde dediklerini, isteklerini yapması gerektiği öğretildiğinden, o da oğluna ve kızına farklı şeyler öğretiyor. Şunu çok iyi biliyoruz; anneleri şiddete maruz kalan kızların, evlendiklerinde ya da bir partnerleri olduğunda daha fazla şiddete uğrama riskleri var. Babaları annelerini döven erkek çocukların da erişkin olduklarında partnerlerine zarar verme olasılıkları artıyor. Babanın anneye sert davranması, ikincil vatandaş olarak yaklaşması, erkek ve kız çocukların sosyalleşmesinde çok belirleyici oluyor. Ailelerin içselleştirdiği egemen cinsiyetçi değerler bu duruma yol açıyor diyebiliriz.

Bu evrensel bir durumdur, bütün dünyada bu durum vardır denilebilir; evet bu doğrudur, ama mücadele edilmeye kalkıldığında durum farklı oluyor. Türkiye'de eğitim düzeyi herhalde son 5-10 yılda azalmadı, geriye gitmedi. Kadınların eğitimi her zaman daha düşüktü. Ama kadınlara, erkeklerle eşit yer verilmediği, politik anlamda defalarca çok net bir şekilde vurgulandı.


Cinsel tacize veya tecavüze uğramış genç bir kız, bir kadın, konuşmaya cesaret edebilirse ne yapabilir?

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: ~1 dakika

Prof. Dr. Şahika Yüksel: Cinselliğin tabu, ayıp olarak görüldüğü, evlilik öncesi kadınlar için cinsel yakınlıkların günah, ayıp görüldüğü kültürlerde ortamlarda, cinsel saldırılar daha çok gizli kalır. Tecavüzcüler bunu bilir ve kadını, "senin yaptıklarını ailene söylerim" diye tehdit ederek, uygunsuz cinsel yaklaşımlarını tekrarlar. Hatta bu şantajlarla, başka arkadaşlarına da pazarlayabilir. Tecavüze uğramış kadınlar için adli başvuruda bulunmak bir yol. Psikososyal destek alabilir, yakın güvendikleri arkadaşlarına açıklayabilir. İyileşebilmenin, cinsel saldırının yaralarını temizleyebilmenin yolu, susmamaktan geçer.

Cinsel saldırı bedensel hastalıklara, cinsel yollarla bulaşan hastalıklara ve hamileliğe yol açabilir. Bu nedenle bedensel muayenenin kısa zamanda yapılması ve gerekli önlemlerin alınması gerekir.

Kısa ve uzun süre ruhsal sorunlar çıkabilir. Bunların sıklıkla bir süre devam edecek tedavisi gerekir. İdeal olan, cinsel saldırı sonrası merkezlerin olması ve tüm tıbbi desteğin tek yerde, dolaşmadan verilmesidir. Yakınların destek vermesi ve cinsel saldırıdan dolayı mağdur kadını suçlamaması, iyileşme ve yaraların sarılabilmesi için ön koşuldur. Partneri cinsel saldırı yaşamış olan bir erkek de zorluk yaşar ve psikososyal destek almalıdır.


Erkekler niye tecavüz eder? Arkasında ne gibi nedenler olabilir?

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: ~1 dakika

Prof. Dr. Şahika Yüksel: Tecavüzü biz en ağır, en sorumsuz davranış olarak değerlendiriyoruz; bu doğru. Ama erkeklerin tecavüz eylemi, cinsel tecavüzden başlamıyor. Psikolojik şiddet, fiziksel şiddet, ekonomik şiddet, kadınların haklarını hiçe saymak, ayrımcılık, bunların her birinin yapılmasının mübah olabildiği, normalleştirildiği durumlarda, tecavüze de sıra gelebiliyor. Yanı tecavüz ya da zarar verebilme potansiyeli daha yüksek durumlar söz konusu olabiliyor. Tecavüzü erkekler niye yapar? Erkekler, hormonal nedenlerle cinselliklerini kontrol edemezler diye birşey yok. Sokakta yürüyen bir erkek birdenbire bir kadına tecavüze girişmiyor. Uygunsuz bir davranış olduğunu bildikleri için bunu gizli, örtülü ve başkalarının duymayacağı şekilde yapmaya çalışıyorlar.

Tecavüz bir cinsel eylem değildir. Tecavüz bir saldırganlıktır. Yenmektir. Bir nesneyi, ki kadın da burada nesneleştirilmiş oluyor, elde etme, kazanma, iktidar sahibi olma gücünü gösterir. Ve bundan da zevk duyan insanlar olabilir.


Biliyorum ki hiç de yanlız değilim

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: 3 dakika

madem anlattıkça azalır bu taciz hikayeleri, o zaman benim anlatacak çok şeyim var dedim yazmaya başladım.

başladım başlamasına da hangi birini yazacağımı bilemedim. çok kereler silip tekrardan yazmaya çalıştım bu yazıyı. ve en sonunda da sokakta, okulda ya da toplu taşıma araçlarında maruz bırakıldığım taciz olaylarından birini değil, gördüğüm kabusların istisnasız tek konusu olan taciz hikayelerimi (!) anlatmaya karar verdim.

herşey değişiyor. yer, mekan, kişiler.. zaman ve tacizin yaşanma şekli hariç. hava karanlık. akşam ezanını geçmiş yani! bir sokakta yürüyorum. her seferinde yalnız tabi. ama karşı taraf yalnız olmuyo. etrafta başka adamlar.. nur yüzlü yardıma hazır amcalar(!).. karşıdan gelişini görürken tedirgin oluyorum ama o amcalara güveniyorum hızlı hızlı yürüyorum. her seferinde kolumdan tutulmak ya da çekelenmek suretiyle yakalanıyorum. her seferinde ama. sonrasında da sıçrayarak uyanıyorum. yıllardır gördüğüm ve dehşet içinde uyandığım tek kabus bu. .ama hakkımı yemeyeyim, figüran halk gündüzleri ya da geceleri sokakta tacize maruz bırakıldığımızda ve nadiren karşılık verdiğimizde sırtlan kesilen ahlak bekçisi amcalar(!), kabuslarımda ikiyüzlülüklerini bir kenara bırakıyorlar. tacizci olduklarını yalanlamıyorlar ya da ortak olmaktan geri durmuyorlar.

kadın olduğum için hayatın her anında tacize maruz bırakılan ben -biliyorum ki hiç de yalnız değilim- yalnız kalabildiğim nadir zamanlardan olan uykumda, konusu ve şekli bu kadar belli olan bir biçimde tacizle yaşıyorum. nasıl bir bilinçaltıdır ki ya da gizli korkudur ki -gizli diyorum çünkü kendime çok da korktuğumu anlatmıyorum. geceleri yürürken erkek birine ihtiyaç duymuyorum. ama belli ki içten içe taciz benim için ciddi bir travmatik mevzu- aslında her an bununla yaşıyorum. bu erkekolmak, erkeklik ne menem bişeydir ki hayatı biz kadınlara çekilmez kılıyor. erkek kısmısının böylesi bir mevzu gündeminde dahi değilken, hayatımın her anında uyurken bile tacizle yaşamak zorunda bırakılışım, sürekli tedirgin ve tetikte yaşamak zorunda olşum mügenin aşağıdaki anlatısında değindiği toplu dayaktan daha öte bir istek uyandırıyor bende. topluca pipileri kesilmeli diyorum mesela!

bu kabusları ne zamana kadar görmeye devam edeceğim bilmiyorum ama bildiğim, anlattıkça yaşananların çok da farklı olmadığı görüldükçe, yalnız olmadığımızı anladıkça büyüyeceğimiz. susmak yerine konuşacağımız. konuştukça korkumuzun azalacağı ve karşı koyabileceğimiz.. karşı koydukça da birleşeceğimiz..


Hakkımızda

Tacizvar.org sitesi sizlerin başınıza gelen tacizlere bir çözüm üretmek, süreç boyunca yanınızda destek olmak ve bu konuda başkalarının başına da benzer şeyler gelmesine engel olmak için oluşturulmuştur. Size rehberlik amacında kurulan bu sitede paylaşımlarınızı ispatlanabilecek şekilde ve kişilerin haklarını dikkate alarak yazmanızı, süreç sonrasında da tecrübelerinizi paylaşmaya önem vermelisiniz.