Taciz ne demek?

Ağustos 17, 2020 - Okuma süresi: 2 dakika

Taciz birçok kötü davranışı kapsamaktadır. Kelime hukuki bir anlamda kullanıldığı zaman tehdit edici, rahatsızlık veren ve toplum tarafından tasvip edilmeyen davranışları kasteder. İfade özgürlüğünü destekleyen toplumlar da, sadece ısrarla tekrarlanan ve doğru olmayan ifadeler hukuki anlamda taciz sayılır. Cinsel taciz, ısrarcı ve istek dışı cinsel yaklaşımlar için kullanılan terimdir. Bu tür taciz genellikle sokakta yalnız yürürken bazende iş ortamlarında gerçekleşir ve cinsel yaklaşımları geri çevirmek mağdur kimseyi dezavantajlı bir durumda bırakabilir.

Tacizin hukuki anlamda tanınmış bazı genel kategorileri:

    Hukuki taciz - ısrarlara bir kişiye veya gruba karşı manevi bir amaç olmaksızın devamlı dava açmak

    Cinsel taciz (Türkiyede çalışma ortamında daha sert anlam taşımaktadır).Tacize uğrayan kadın ancak şikayet yoluyla ceza davası açılmasını sağlayabilir. AB Hukukunda İspat yükü erkekte TCK`da' kadindadir. Amerika ve İngiltere'de agir bir suç olarak tanımlanan cinsel taciz, Türk Ceza Kanunu'nda ayrı bir suç olarak tanımlanmamıştır. TCK 421: 'Kadınlara ve erkeklere söz atanlar 3 aydan 1 seneye, sarkıntılık edenler 6 aydan 2 seneye kadar hapsolunur' demektedir. Bu davalarda takibat icrası şahsi davaya bağlıdır

    Psikolojik taciz - tahrik edilmeden sürekli mağdur kişinin alanını işgal etmek veya işine mâni olmak. ABD'de ayrıca fiziksel ve sözlü değil düşmanca bir bakış bile taciz sayılabilmiştir.

    Grupça uygulanan psikolojik taciz

    Nefret konuşmaları - belirli bir topluluğa karşı yönlendirilen ve nefret içeren kışkırtıcı ifadeler


Telefonla Cinsel Taciz Suçu

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: 8 dakika

YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI

ESAS NO : 2013/14-429

KARAR NO: 2015/34

Telefonla cinsel taciz suçu, en sık işlenen cinsel taciz suçu şeklidir. Cinsel taciz suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde sanığın eyleminin kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nun 123/1, 53/1 ve 58/6. maddeleri uyarınca altı ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

KARAR : Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemlerinin kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu mu, yoksa zincirleme şekilde cinsel taciz suçunu mu oluşturacağının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Katılanın ev telefonundan sürekli aranıp bir kısım sözler söylenmek suretiyle rahatsız edildiği, eşinin evlerini arayan numarayı tespit ettiği, olay tarihinde ankesörlü telefon hizmeti veren bir yerden aranması üzerine, eşinin sanığı telefon ederken yakaladığı, sanığın benzer şekilde işlemiş bulunduğu cinsel taciz ile kişilerin huzur ve sükûnunu bozmak suçlarından, tekerrüre esas teşkil edebilecek nitelikte çok sayıda sabıkasının bulunduğu, tesbit edilmiş olup,

Katılan; yaklaşık dört aydır ismini bilmediği bir şahsın telefonla kendisini günde iki üç kere arayıp cinsel tacizde bulunduğunu, olay günü eşinin evde olmadığı bir saatte arayarak; “evde misin canım, seni çok özledim eve geliyorum” şeklinde sözler söylediğini, durumu eşine bildirdiğini, bir saat sonra tekrar aradığını, numarayı tespit eden eşinin de sanığı telefon ederken yakaladığını, olay nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu, eşi ile ayrılma aşamasına geldiğini beyan etmiş,

Tanık F. K.; tanımadığı bir kişinin sürekli evini arayıp eşini rahatsız ettiğini, telefonunun arayan numaraları gösterdiğini, olay günü tekrar araması üzerine eşinden sanığı konuşturmasını istediğini, ankesörlü telefon hizmeti veren bir işyerinden aradığını belirleyip sanığı söz konusu yerde yakaladığını, sanığa neden eşini aradığını sorduğunda; “benim böyle bir hastalığım var, ararım” şeklinde karşılık verdiğini belirtmiş,

Sanık kollukta; olay günü ankesörlü telefondan tesadüfen belirlediği birkaç numarayı aradığını, bunlar arasında daha önce dört beş kez aradığı bir numaranın bulunduğunu, ismini bilmediği bayanın telefonu açıp; “evde kimse yok, konuşabiliriz” dediğini, konuştukları sırada iki kişinin içeri girdiğini, telefon numarasını nereden bulduğunu sorduklarını, şahıslara numarayı tesadüfen aradığını söylediğini, ardından kendisini dövdüklerini anlatmış,

Duruşmada ise; önceki ifadesini kabul etmediğini, katılanı tanımadığını, telefonunu tesadüfen aradığını, yarım saat konuştuklarını, şikâyetçinin kendisini tanıyormuş gibi konuşup evine davet ettiğini, şikâyetçiye; “orada olmaz çarşıda buluşalım, geçerken uğrarım” şeklinde sözler söylediğini, ancak “eve gelirim” demediğini, başka bir söz söylemediğini savunmuştur.

Türk Ceza Kanununun “cinsel taciz” başlıklı 105. maddesi;

“1 ) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hükmolunur.

2 ) Bu fiiller; hiyerarşi, hizmet veya eğitim ve öğretim ilişkisinden ya da aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz” şeklinde düzenlenmiş iken, hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 61. maddesiyle;

“1 ) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

2 ) Suçun;

a ) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b ) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

c ) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

d ) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

e ) Teşhir suretiyle,

İşlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz” şeklinde değiştirilmiştir.

Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğünde taciz; “tedirgin etme, rahatsız etme veya sıkıntı verme” şeklinde tanımlanmıştır.

Maddenin gerekçesinde de; “mağdurun cinsel yönden ahlâk temizliğine aykırı olarak rahatsız edilmesi” biçiminde ifade edilen cinsel tacizin ne tür bir davranışla işlenebileceği hususunda kanunlarda açıklık bulunmamakla birlikte, öğreti ve yargısal kararlarda bu suçun; mağduru hedef almış, vücut dokunulmazlığı ihlal edilmeksizin ancak cinselliğine yönelen söz söyleme, mesaj ya da mektup gönderme, el hareketi yapma, öpücük atma, cinsel ilişki teklif etme, cinsel organını gösterme gibi eylemlerle gerçekleştirilebileceği kabul edilmektedir.

Cinsel taciz suçunun maddi unsuru, bir kimseyi cinsel amaçlı olarak rahatsız etmektir. Suçun manevi unsuru ise kast olup, failin cinsel amaç gütmesi, başka bir ifadeyle cinsel arzu ve isteklerini tatmin maksadıyla hareket etmesi gerekmektedir. Eylemin cinsel amaçla işlenip işlenmediği ya da hangi fiilin cinsel taciz suçunu oluşturacağı somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edilecektir. Nitekim yargısal kararlarda; pencereye tırmanarak “seni kaçıracağım, beni içeri al, içeri gireceğim” demek, mağdura karşı çiçek koklamak, telefonla kısa aralıklarla arayıp; “evinin önündeyim, dışarı çık, seni maddi ve manevi tatmin edeceğim,” “seni seviyorum, evlenmek istiyorum,” mağdurun yüzüne; “seni ve aileni tanıyorum, arabaya bin, gideceğin yere bırakayım, sana kötülük yapmam” şeklinde sözler söylemek, “konuşmak ister misin, numarayı çaldır, istemezsen kimsenin haberi olmaz” içerikli mesajlar göndermek cinsel taciz olarak kabul edilmiştir.

Cinsel taciz oluşturacak davranışlar, mağdurun vücuduna temas bulunmamak şartıyla ani olabileceği gibi, devamlı nitelikte de gerçekleşebilir. Suçun oluşabilmesi için, failin cinsel amaç gütmesi ve eylemin belirli kişi ya da kişilere karşı gerçekleştirilmiş olması gerekir. Aksi takdirde cinsel taciz değil, hakaret, tehdit ya da kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçları gündeme gelebilecektir.

Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu üzerinde de durulmalıdır.


Cinsel Taciz Suçu ve Cezası

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: 3 dakika

Cinsel taciz suçu, TCK md. 105’te düzenlenmiştir. TCK md. 105’e göre cinsel taciz suçunun cezası aşağıdaki gibidir:

1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adli para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur”.

(2) Suçun;

a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

e) Teşhir suretiyle,

işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Cinsel taciz suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası, belli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Cinsel taciz suçu nedeniyle verilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Erteleme, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Cinsel taciz suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.


Otobüste taciz

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: ~1 dakika

Bundan yıllar önce yaşadığım bir olay. İki katlı otobüsler vardı, üst katında yolculuk yaparken yanımdaki yaşlı adamın elini birden bacağımda hissettim. Bağırdım hemen napıyorsun sen dedim. Adamı indittirdim otobüsten. Siz de böyle şeyler yaşadığınızda lütfen sesinizi çıkarın. Bu durumları görmezden gelmeniz ya da korkmanız tacizcilere cesaret veriyor.


Taciz ifşası görünce yapılacaklar

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: ~1 dakika

1- Kişinin beyanını esas alın. “Kadın/mağdur beyanının” ne olduğundan emin değilseniz okuyun, öğrenin. Sonra kişinin beyanını esas alın.

2- Sorduğunuz soru “Ya adam haklıysa?” değil, “Ya adam tacizciyse?” olsun.

3- Kişiye sizce bunun “neden taciz olmadığını” değil, taciz failine “bunun neden rahatsız edici olduğunu” anlatın. Emin olun kadınları ve lgbti+leri *aslında taciz edilmediklerine* ikna etmeye çalışan yeterince insan zaten var, onlara katılmayın.

4- Kişiye destek olun. Bundan sonra ne yapabileceği konusunda yardımcı olun, hiçbir şey yapamıyorsanız geçmiş olsun deyin.

5- Kişiye akıl öğretmeyin.

6- Kişiye destek olan insanlara akıl öğretmeyin.

7- Tacizciyi savunan kişilere akıl öğretin.

8- Kişiyi susturmak için kendi başınıza gelen daha büyük tacizleri sıralamayın, karşınızdakinin deneyimini önemsizleştirmeye çalışmayın.

9- Kişiye detay sormayın. Ancak detay anlatırsa inanacağınız izlenimi vermeyin, kişiye yeniden travma yaşatmayın.

10- Tacizcinin masumiyet ihtimalini, kişinin beyanının önüne koymayın. İstatistiklere inanın, taciz kültürünü bilin, ataerkiyi çöpe atın.

11- Bunların hiçbirini yapamayacaksanız susun. Ağzınızı açmayın.


Çocuk tacizi öyküleri nadiren ortaya çıkar

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: 4 dakika

Çocuk tacizi öyküleri nadiren ortaya çıkar, şimdiye kadar rastladıklarımda da çocuğun yalan söyleyip söylemediğinin sorgulanmadığı tek bir örnek görmedim. Yine olaya ilişkin anneniz, yakın akraba çevrenizin neler yaptığı filan da sorgulanır. Halbuki mağdur olanların illa ki düzgün akrabaları, onların haklarını savunmayı becerebilecek anneleri, ağbileri, amcaları, teyzeleri olacağının bir garantisi yok. Ya da vardır belki ama bunu yapmaya çalışırken yanlış da yapabilirler. Mesela benim annem bana zarar vermeye değil, beni korumaya çalışıyordu. Yıllarca ceza niyetine kendisini epey hırpaladıktan sonra buna ikna oldum.

Çocukken -veya büyükken pek farkı yok- tacize uğramışsanız ve kimseye derdinizi anlatamamışsanız, hatta yalancılıkla suçlanmışsanız, bir süre kendiniz bile deli olduğunuzdan şüphelenmişseniz hayatınız boyunca bir adaletsizliğin kurbanı olduğunuzu hissetmekten, bunu kalbinizde, beyninizde derin bir öfke olarak taşımaktan kurtulamıyorsunuz. Ben mesela, yıllar içinde en ufak haksızlığı hemen fark etmek, buna kızmak, hele arkadaşlarımın filan başına geldiğinde delirmek gibi alışkanlıklar geliştirdim. Farkında mısınız bilmem, tüm hayatımız çok da önemli olmadığını düşündüğümüz haksızlıklara kayıtsız kalmakla geçiyor. Sürekli adalet aradığımızı söylerken, gün için büyüklü küçüklü onlarca adaletsizliğe gözümüzü yumuyoruz. Hatta buna kafayı takana kızıyoruz. Kendimi de dışarıda bırakıyor değilim, o kadar yerleşik bir davranış biçimi ki bu, bazen sevdiğim birinin yaptığı haksızlığa ses çıkarmaktan kaçındığımı fark ediyorum, kendimi parçalamak istiyorum. Halbuki, demin dediğim gibi, birebir her konuda somut olarak adalete ulaşmak her zaman mümkün değil, ama haksızlığa uğrayanın yanında olmak da bir şekilde adaleti sağlamaktır. Bana göre böyle.

Etrafımdakiler benim çok öfkeli olduğumu, hatta bazen bir sürü şeye aşırı tepki verdiğimi söylerler. Yerden göüe kadar haklılar. Bilmedikleri şu ki karşılarındaki terapist koltuklarında geçen saatlerden, insanın burnunu sürten yüzlerce olaydan sonra epey terbiye edilmiş bir öfke. Oysa benim içimde öfkeyle yanan, görmedikleri, görmeleri de istemeyeceğim bir yanardağ var. Bazen derdini anlatmaya çalışan, herkesin “aman ne karışayım” diye sırt çevirdiği bir insanla, arkadaşlarımın “kafana ne takıyorsun” diye kızdığı bir haksızlıkla karşılaştığımda ağzımdan, gözümden lavlar fışkıracakmış gibi geliyor. Bilmiyorlar ki, böyle bir mektup veya bir tecavüz, taciz vakası okuduğumda, hala ancak kendime fiziksel zarar vererek sakinleşebiliyorum. Sadece fiziksel zararın derecesi konusunda daha kontrollüyüm. Ne yapalım, bu dünyada adalet olsaydı, ben de bu kadar arızalı olmazdım.

Yıllar yıllar önce, tensel bir hareketten rahatsız olduğumda, bunu yapan oldukça anlı şanlı, entel dantel sevgilime neden böyle hissettiğimi kavrayabilmesi için bu taciz olayını anlattım. Bana şöyle bir cevap verdi: “Zaten her kadın da sıkışınca bir taciz hikayesi anlatıyor.”

Ondan beri tamamen sustum sanki. Diyeceğim o ki, geçmişinizde bu türden bir taciz deneyimi varsa, bunu Dylan Farrow gibi yıllar sonra ortaya çıkıp anlatmak epey cesaret ister. Çünkü zor bulduğunuz dengenizi kaybetmek istemezsiniz. Mesela, eğer bu mektubu okuyorsanız, benim gerçek adımı da bilemeyeceksiniz. O kadar cesaretim asla olmayacak. Üstelik okurken doğru söyleyip, söylemediğimi sorgulayacağınızı da biliyorum. Ben sizin içinizi biliyorum ve asla güvenmiyorum.

Tacizcimi babam öldüğünden beri görmedim. Bana karı-koca olarak doğrudan son verdikleri hasar, kendisinin öldükten sonra babamın yanına gömülmek istediğini haber etmeleri oldu. Ama bu sefer annem kendilerine cevabı verebildi. Fakat işte, etraf tacizci dolu, tacizler de boy boy, tür tür. Dolaylı olarak verdikleri zarar her gün benimle olacak. Bunu kabullendim.

Ayrıca matematiğim de iyi artık. (MZK/HK)


Bir Taciz Hikayesi: Sizin İçinizi Biliyorum ve Asla Güvenmiyorum

Ağustos 18, 2020 - Okuma süresi: 6 dakika

Cinsel taciz hikayeleri çoğunlukla insanı şüphelendirecek boşluklarla doludur, hele de mağdur çocuksa. Dylan Farrow’un hikayesini tam olarak bilmiyorum. Ama kendiminkini biliyorum. 

Gayet hoş geçen bir günün sonunda ne var ne yok diye bakınırken okudum Dylan Farrow’un mektubunu.

Mektupta Mia Farrow - Woody Allen çiftinin evlatlık çocuğu olan Dylan, 20 yıldan fazla bir süre önce, 7 yaşındayken Allen’ın kendisine yönelik tacizini ve sonrasında Allen’ın hala ödüllendirilmesinin onda yarattığı hisleri anlatıyor. Bununla kalmadım, Dylan’ın annesi tarafından kandırıldığını yazıp, Mia Farrow’un ne kadar kirli çamaşırı varsa ortaya döken bir Allen savunması okudum. Zamanında elinde delil olduğunu, ama çocuğun daha fazla travmatize olmaması için dava açmamayı seçtiğini söyleyen savcının beyanatını okudum. Konu ile ilgili atılan tweet’leri, bunun aile içi bir mesele olduğunu söyleyen haber yorumlarını okudum da okudum. Cinsel taciz hikayeleri çoğunlukla insanı şüphelendirecek boşluklarla doludur, hele de mağdur çocuksa. Bize hep çok yaygınmış gibi sunulan, aslında istisna olan, yalan öyküler de vardır elbette. Yine de mektupta tacizin anlatılış şekli üzerinden az çok bir yargım oluştu sanki.

Çünkü Dylan Farrow’un hikayesini tam olarak bilmiyorum. Ama kendiminkini biliyorum.

Çocukluğum kendi öz annem ve babamın yanısıra kendi evliliklerinden çocukları olmayan halam ve eniştemin dahil olduğu dört ebeveynli, iki evli bir ailede geçti. Dürüst olmak gerekirse kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir anne, kusurlarına rağmen sevgi dolu bir baba, hayran olduğum bir hala ve gerektiğinde bir babayı çok da aratmayan bir enişteyle mutlu bir çocukluktu. Taa ki ergenliğin kıyısına ulaştığım yaşa kadar.

Eniştem matematik öğretmeniydi, ben de orta ikiye geçtiğim zaman matematikte zorlanıyordum. Gerçi sürekli halam ve eniştemin evlerine gidip geliyor, onlarda kalıyordum. Ama o sene annem matematik çalışayım diye ara tatilde özellikle gönderdi. Biz de yarısı matematik, yarısı tatil etkinlikleri ile dolu günlerimize başladık. Biz çalıştığımız saatlerde halam rahatsız etmemek için özellikle dışarıda bir yerlere gidiyordu. Bir süre sonra işler garipleşmeye başladı. Eniştem önce sırtımı filan okşuyordu, sonra memelerimi okşamaya başladı. Rahatsız oluyordum, anlam veremiyordum. 

Tatil sona ermeye yakın iş elini külotumun içine sokmaya, en son gün de vajinamın içine parmağını sokmaya kadar vardı. Hala kendimi şanslı sayarım, o son gün halamın aniden erken geleceği tuttu, yetmedi benim için arkadaşlarımla yemek organize etmişti. Bir hayalet gibi bir arkadaşımın annesinin eşliğinde yakınlarda bir lokantaya götürüldüm. Lokantadaki aynada inik pantolon fermuarımı fark ettiğimi ve başıma neyin geldiğinin kafama dank ettiği o anı hatırlıyorum. Daha doğrusu hiç unutmuyorum. Şu gün hala üzerimde pantolon olduğu her zaman arada sürekli fermuarı kontrol ederim. Neyse, dönünce anneme beni gelip alması için telefon açtım, baktım anlamıyor çıngar çıkarttım. O da kızgınlıkla gelip aldı.

Başıma geleni anlamıştım, ama utanıyordum. Ne yapacağımı da bilmiyordum. İçime kapandım, her şeye öfkelenmeye başladım. Bir şeylerin ters gittiğini fark eden kardeşimin bakıcısı oldu. Ne derdim olduğunu sormaya başladı ve biraz zorlayınca döküldüm. Hemen annemi işten çağırdı, ona anlattık. Annem de bana dönüp şunu dedi: “Bunu babana anlatmayacaksın, baban katil olur.” Kimse babasının kendisi yüzünden katil olmasını istemez. Ben de anlatmadım. Ama annem dönüp, halama anlattı. Ondan da şu cevap geldi: “Sevmiştir, senin kızın uyduruyor, yanlış anlamıştır”.

Bu cevap sonrasında bu olay bir süre hiç konuşulmadı, hatta unutuldu, hatta o kadar unutuldu ki ara sıra bu iki insanın evine gidip kaldığımız oldu. Ne yapalım, babam kardeşini görmek istiyordu. Fakat bu sefer de, ergenliğin bitişine doğru gelmişken tam, bir gün bambaşka bir aile meselesinde annem kızgınlıkla babama bunu anlatıverdi. Ve ne mutlu ki babam katil olmadı! Rahatsız bile olmadı. Çünkü babam bana inanmadı! Hatta eniştemin tacizine uğramış başka birinin kendisini arayıp başına gelenleri anlatmasına rağmen inanmadı. Şokla bir süreliğine filan değil, bu olaydan on sene sonra son nefesini verirken bile inanmamıştı ve eniştemle dostluğunu o ana kadar sürdürmüştü. Bu süre zarfında da zamanında taptığım halam tarafından aileye iftiracı bir deli olarak lanse edilmiştim bile. Aslında iyi yaptı, böylece zamanında halamın ilk evliliğinden olan kızının ve bir kuzenimin daha aynı kişinin daha ağır tacizine uğramış olduklarını öğrendim. Biri kocası bunu öğrenirse boşanır diye korkusundan kimseye anlatmamamız için yeminler ettirdi, diğeri ise o olayı arkasında bırakmıştı bile.

Elbette bu olayın bir sürü daha acı verici detayı var. Bunu atlatmaya çalışan bir genç kız olarak kendime verdiğim türlü zararlar var. Tıpkı Dylan Farrow gibi ben de kendine fiziksel zarar verme, hatta özellikle erkeklerden zarar göreceğim tekinsiz durumların içine atlama -zira bunu hak ettiğimi düşünüyorum- gibi bir sürü kişisel felaketi aşama aşama yaşadım. Bu kadarını bile yazmak çok zor, daha da fazlasını yazmak anlamsız. Çünkü istediğim detaylar anlatıp, bana acımanızı sağlamak değil. Bu kadar yıl sonra başıma gelenin çok istisnai bir şey olmadığını biliyorum. Etraf benim gibi mağdurlarla dolu. Ama hala adalet istiyorum. Annemden, ölmüş olsa bile babamdan, daha geniş ailemden, sizden. Bir tür adalet istiyorum. Üstelik bana bunu yapan kişinin boğazına sarılmanız değil adalet olarak beklediğim, bunu yapacak fiziksel gücüm zaten var. Böyle meselelerde adalet en çok da benim -bizim- gibi mağdurların yanında olmanız. Şu veya bu şekilde.


Hakkımızda

Tacizvar.org sitesi sizlerin başınıza gelen tacizlere bir çözüm üretmek, süreç boyunca yanınızda destek olmak ve bu konuda başkalarının başına da benzer şeyler gelmesine engel olmak için oluşturulmuştur. Size rehberlik amacında kurulan bu sitede paylaşımlarınızı ispatlanabilecek şekilde ve kişilerin haklarını dikkate alarak yazmanızı, süreç sonrasında da tecrübelerinizi paylaşmaya önem vermelisiniz.